floidereal
Değerli Üye
“Hakikat, iki yol ile aranır: akıl ve vahiy; ikisi de doğruysa, çelişmezler.” – İbn Rüşd, Tehâfütü’t-Tehâfüt
“Hiç kimse inanca zorlanmamalıdır; çünkü inanç, aklın özgür seçimidir.” – John Locke, A Letter Concerning Toleration
I. GİRİŞ: İki Dönemin Akılcıları
İbn Rüşd (1126–1198) ile John Locke (1632–1704),
farklı çağlarda yaşamış olsalar da,
akıl ve özgürlük kavramlarını dinin düşmanı değil,
onun güvencesi olarak görürler.
İbn Rüşd, İslam düşüncesinde aklın yeniden doğuşunu,
Locke, modern dünyada özgür düşüncenin yükselişini temsil eder.
Birinin mücadelesi “imanın akılla bağdaştırılması”,
diğerininki “aklın baskıdan kurtarılmasıdır.”
II. BİLGİNİN KAYNAĞI: VAHİY & DENEY
İbn Rüşd: Aklın Teolojik Meşruiyeti
İbn Rüşd, “Hakikat tektir; ama ona giden yollar çoktur.” der.
Vahiy ve akıl çelişmez, çünkü ikisi de Tanrı’nın nurundan gelir.
“Felsefe, Tanrı’nın varlığına akılla ulaşma çabasıdır.”
Bu yüzden filozof, dinin düşmanı değil;
dinin derin yorumcusudur.
O, aklı “şer’î bir zorunluluk” olarak savunur:
“Aklı kullanmak, Allah’ın emridir.”
Locke: Deneysel Akıl
Locke için bilgi, deneyimle başlar.
İnsan zihni doğduğunda “boş bir levha”dır (tabula rasa).
“Tüm bilgilerimiz deneyden gelir.”
İnanç, bu deneysel aklın ötesinde kalan alandır;
ama o da özgür iradeye dayanmalıdır.
İnanç, zorlamayla değil, ikna ile oluşur.
III. AKIL VE İNANÇ İLİŞKİSİ
İbn Rüşd’te akıl, vahyin tefsiri;
Locke’ta akıl, inancın sınır çizgisidir.
Her ikisi de “kör inanç”a karşıdır;
çünkü inanç, anlama çabasıyla anlamlıdır.
IV. İNSAN VE ÖZGÜRLÜK ANLAYIŞI
İbn Rüşd: Akleden İnsan
İnsan, Tanrı’nın en büyük ayetidir.
Aklı kullanmak, ibadetin bir biçimidir.
“Aklını terk eden, Allah’ın verdiği emaneti zayi eder.”
İbn Rüşd’e göre özgürlük, doğruyu seçme bilincidir.
Zorlamayla yapılan ibadet, değersizdir.
Locke: Vicdanın Özgürlüğü
Locke, Toleration Üzerine Mektup’ta din özgürlüğünün temellerini atar.
“Ne devlet inancı buyurabilir, ne inanç devleti.”
İnanç, bireyin Tanrı karşısındaki iç özgürlüğüdür.
Bu özgürlük, modern laikliğin değil;
vicdanın kutsallığının felsefî temelidir.
V. TOPLUM VE EĞİTİM
İbn Rüşd
Eğitim, insanı “bilgiyle olgunlaştırma” sürecidir.
Felsefe, toplumun ahlakını derinleştirir.
“Cehalet, dinin düşmanı değil; dinin taklididir.”
Filozofun görevi, halkın inancını sarsmak değil;
onu bilinçli hâle getirmektir.
Locke
Locke için eğitim, özgür yurttaş yaratır.
“Ahlak, örnekle; bilgi, deneyle öğretilir.”
Toplumsal barış, düşünce özgürlüğüyle mümkündür.
Bu nedenle Locke, dinî hoşgörünün politik gerekçesini kurar.
VI. DİN VE DEVLET
Locke’ta yönetici, halkın rızasını taşımalıdır.
Birinde meşruiyet hakikatten,
diğerinde rızadan gelir.
VII. AHLAK VE SORUMLULUK
İbn Rüşd’ün ahlakı bilgi temellidir.
Bilmek, iyi olmaktır.
“Ahlak, bilginin meyvesidir.”
Locke’ta ahlak, doğal yasalara dayanır.
Tanrı, insana “özgürlük ve akıl” vermiştir;
bu, hem hak hem sorumluluktur.
İkisinde de ahlak, Tanrı’nın zorlaması değil,
insanın bilinçli tercihidir.
VIII. SONUÇ: AKLIN IŞIĞI VE İNANCIN ÖZGÜRLÜĞÜ
“Hakikat, özgür aklın imanla buluştuğu yerdedir.”
İbn Rüşd’ün Endülüs’üyle Locke’un İngiltere’si arasında,
aynı medeniyet köprüsünün iki ucu durur:
aklın aydınlığı ve inancın vicdanı.
“Hiç kimse inanca zorlanmamalıdır; çünkü inanç, aklın özgür seçimidir.” – John Locke, A Letter Concerning Toleration
İbn Rüşd (1126–1198) ile John Locke (1632–1704),
farklı çağlarda yaşamış olsalar da,
akıl ve özgürlük kavramlarını dinin düşmanı değil,
onun güvencesi olarak görürler.
İbn Rüşd, İslam düşüncesinde aklın yeniden doğuşunu,
Locke, modern dünyada özgür düşüncenin yükselişini temsil eder.
Birinin mücadelesi “imanın akılla bağdaştırılması”,
diğerininki “aklın baskıdan kurtarılmasıdır.”
İbn Rüşd, “Hakikat tektir; ama ona giden yollar çoktur.” der.
Vahiy ve akıl çelişmez, çünkü ikisi de Tanrı’nın nurundan gelir.
“Felsefe, Tanrı’nın varlığına akılla ulaşma çabasıdır.”
Bu yüzden filozof, dinin düşmanı değil;
dinin derin yorumcusudur.
O, aklı “şer’î bir zorunluluk” olarak savunur:
“Aklı kullanmak, Allah’ın emridir.”
Locke için bilgi, deneyimle başlar.
İnsan zihni doğduğunda “boş bir levha”dır (tabula rasa).
“Tüm bilgilerimiz deneyden gelir.”
İnanç, bu deneysel aklın ötesinde kalan alandır;
ama o da özgür iradeye dayanmalıdır.
İnanç, zorlamayla değil, ikna ile oluşur.
Kavram | İbn Rüşd | John Locke |
Kaynak | Tanrı’nın iki kitabı: Kâinat ve Kur’an | Deney ve akıl |
İman | Akılla doğrulanan hakikat | Kişisel vicdanın kararı |
Akıl | Vahyin yorumcusu | Bilginin ölçütü |
Özgürlük | Bilgilenme görevi | Doğal hak |
Locke’ta akıl, inancın sınır çizgisidir.
Her ikisi de “kör inanç”a karşıdır;
çünkü inanç, anlama çabasıyla anlamlıdır.
İbn Rüşd: Akleden İnsan
İnsan, Tanrı’nın en büyük ayetidir.
Aklı kullanmak, ibadetin bir biçimidir.
“Aklını terk eden, Allah’ın verdiği emaneti zayi eder.”
İbn Rüşd’e göre özgürlük, doğruyu seçme bilincidir.
Zorlamayla yapılan ibadet, değersizdir.
Locke: Vicdanın Özgürlüğü
Locke, Toleration Üzerine Mektup’ta din özgürlüğünün temellerini atar.
“Ne devlet inancı buyurabilir, ne inanç devleti.”
İnanç, bireyin Tanrı karşısındaki iç özgürlüğüdür.
Bu özgürlük, modern laikliğin değil;
vicdanın kutsallığının felsefî temelidir.
İbn Rüşd
Eğitim, insanı “bilgiyle olgunlaştırma” sürecidir.
Felsefe, toplumun ahlakını derinleştirir.
“Cehalet, dinin düşmanı değil; dinin taklididir.”
Filozofun görevi, halkın inancını sarsmak değil;
onu bilinçli hâle getirmektir.
Locke
Locke için eğitim, özgür yurttaş yaratır.
“Ahlak, örnekle; bilgi, deneyle öğretilir.”
Toplumsal barış, düşünce özgürlüğüyle mümkündür.
Bu nedenle Locke, dinî hoşgörünün politik gerekçesini kurar.
- İbn Rüşd: Din, aklı dışlamaz; siyaset, dini ahlaka taşır.
- Locke: Devlet, dinle değil; doğal haklarla yönetilmelidir.
Locke’ta yönetici, halkın rızasını taşımalıdır.
Birinde meşruiyet hakikatten,
diğerinde rızadan gelir.
İbn Rüşd’ün ahlakı bilgi temellidir.
Bilmek, iyi olmaktır.
“Ahlak, bilginin meyvesidir.”
Locke’ta ahlak, doğal yasalara dayanır.
Tanrı, insana “özgürlük ve akıl” vermiştir;
bu, hem hak hem sorumluluktur.
İkisinde de ahlak, Tanrı’nın zorlaması değil,
insanın bilinçli tercihidir.
- İbn Rüşd: İnanç, aklın huzurudur.
- Locke: İnanç, aklın özgürlüğüdür.
- İbn Rüşd: Hakikat tektir.
- Locke: Hakikate giden yollar çoktur.
“Hakikat, özgür aklın imanla buluştuğu yerdedir.”
İbn Rüşd’ün Endülüs’üyle Locke’un İngiltere’si arasında,
aynı medeniyet köprüsünün iki ucu durur:
aklın aydınlığı ve inancın vicdanı.