floidereal
Değerli Üye
“Devlet, adaletle kaimdir; zulümle yıkılır.” – Nizâmülmülk, Siyâsetnâme
“Devletin selameti için bazen ahlakı askıya almak gerekir.” – Machiavelli, Prens (Il Principe)
I. GİRİŞ: Devletin Ruhuna Dair İki Yorum
Nizâmülmülk (1018–1092), Selçuklu veziri olarak, siyaseti ilahi düzenin yeryüzündeki temsilcisi sayar.
Ona göre devlet, Tanrı’nın emanetidir; yönetici, adaletle hükmetmekle yükümlüdür.
Machiavelli (1469–1527), Rönesans İtalya’sında siyaset sahnesini çıplak bir gözle görür:
Ahlak değil, iktidarın gerçekliği belirleyicidir.
“İnsanı olduğu gibi değil, olduğu hâliyle anlamalıyız.”
Böylece iki kutup doğar:
II. DEVLET ANLAYIŞI: ADALET & GÜÇ
Nizâmülmülk: Adaletin Nizamı
“Halkın duası, hükümdarın kalesidir.”
Nizâmülmülk için devletin temeli adalettir.
Sultan, Tanrı’nın yeryüzündeki gölgesi (zıllullah fi’l-arz) olarak
adaleti koruduğu sürece meşrudur.
Adalet, sadece hukuki değil, ahlaki bir dengedir:
zengin–yoksul, güçlü–zayıf, yönetici–yönetilen arasında
hakkaniyetin korunması Tanrı’nın rızasına yaklaştırır.
“Zulümle devlet uzun sürmez.”
Machiavelli: Kudretin Gerçekliği
“Güç, devleti ayakta tutan ilk ilkedir.”
Machiavelli, siyaseti ahlaktan ayırır.
Devlet, insan doğasının sertliğiyle şekillenir;
insan bencil, korkak ve çıkarcıdır.
Bu yüzden hükümdar, bazen kurnaz tilki, bazen cesur aslan olmalıdır.
Ahlak, devletin aracı olabilir —
ama hiçbir zaman sınırı değildir.
“Eğer erdem zarar getiriyorsa, erdemsizlik fazilettir.”
III. YÖNETİCİ ANLAYIŞI: SULTAN & PRENS
Nizâmülmülk’ün yöneticisi, Tanrı’ya karşı sorumludur.
Machiavelli’nin prensi, tarihe karşı sorumludur.
Biri halkın duasıyla,
diğeri halkın korkusuyla düzen kurar.
IV. SİYASETİN AMACI: ADALET & İSTİKRAR
Nizâmülmülk için siyaset, fitneyi önleyip nizamı koruma sanatıdır.
“İdare eden, adaletle davranırsa ülke nurlanır.”
Siyaset, ilahi bir görevdir;
amaç, insanların dünya ve ahiret saadetidir.
Machiavelli için siyaset, devleti koruma sanatıdır.
“Devletin selameti, her şeyin üzerindedir.”
Burada hedef “iyilik” değil, sürekliliktir.
Devlet yıkılırsa, ahlak da yok olur —
o hâlde önce güç, sonra değer gelir.
V. AHLAK VE PRAGMATİZM
Nizâmülmülk’te ahlak, siyasetin ruhudur:
“Zalimin kılıcı keskin olsa da ömrü kısa olur.”
Ona göre zulüm, kısa vadede işe yarasa bile,
uzun vadede devleti çürütür.
Ahlak, sadece bireysel fazilet değil, devletin sigortasıdır.
Machiavelli’de ahlak, siyasetin aritmetiğine dahildir.
“Hükümdar, görünüşte dindar olmalı; ama gerektiğinde ihanet edebilmelidir.”
Bu ahlak, araçsal bir erdemdir — halkın gözündeki imajla sınırlıdır.
Gerçek erdem değil, faydalı görünmek önemlidir.
VI. İNSAN DOĞASI VE DÜZEN
Nizâmülmülk insanı “fıtraten iyi, ama nefsine yenilen varlık” olarak görür.
Bu yüzden devlet, insanın kötü yönünü eğitmek içindir.
“Hükümet, halkın nefsiyle mücadelesinin vasıtasıdır.”
Machiavelli insanı doğası gereği çıkarcı sayar.
“İnsanlar, sevgiyle değil; korkuyla yönetilmeyi daha güvenli bulurlar.”
Biri insanı terbiye etmek,
diğeri insanı dizginlemek ister.
VII. TANRI, KADER VE TARİH
Nizâmülmülk:
“Her şey Allah’ın takdiriyledir; ama tedbir insanın görevidir.”
Siyaset, kaderle akıl arasında bir dengedir.
Tanrı’ya güven, tedbirsizliği değil; hikmetli planı gerektirir.
Machiavelli:
“Talih (Fortuna), devletin yarısını belirler; geri kalanı insan iradesidir.”
O da bir tür “kader” anlayışı taşır,
ama Tanrı yerine şans ve irade kavramlarını koyar.
İnsanı, kendi kaderinin mimarı yapar.
VIII. SONUÇ: DEVLETİN AHLAKI VE GÜCÜN GEREĞİ
“Devlet, düzensizlikten değil, dengesizlikten yıkılır.”
Doğu, devleti hikmetin emaneti,
Batı, devleti iradenin projesi olarak görür.
Fakat sonunda iki anlayış, aynı noktada birleşir:
İktidar, sorumlulukla anlamlıdır.
Ahlakla temellenmeyen güç zulme,
güçle desteklenmeyen ahlak ise zafiyete dönüşür.
“Devletin selameti için bazen ahlakı askıya almak gerekir.” – Machiavelli, Prens (Il Principe)
Nizâmülmülk (1018–1092), Selçuklu veziri olarak, siyaseti ilahi düzenin yeryüzündeki temsilcisi sayar.
Ona göre devlet, Tanrı’nın emanetidir; yönetici, adaletle hükmetmekle yükümlüdür.
Machiavelli (1469–1527), Rönesans İtalya’sında siyaset sahnesini çıplak bir gözle görür:
Ahlak değil, iktidarın gerçekliği belirleyicidir.
“İnsanı olduğu gibi değil, olduğu hâliyle anlamalıyız.”
Böylece iki kutup doğar:
- Doğu: Devlet = Ahlakın düzeni
- Batı: Devlet = Gerçeğin düzeni
“Halkın duası, hükümdarın kalesidir.”
Nizâmülmülk için devletin temeli adalettir.
Sultan, Tanrı’nın yeryüzündeki gölgesi (zıllullah fi’l-arz) olarak
adaleti koruduğu sürece meşrudur.
Adalet, sadece hukuki değil, ahlaki bir dengedir:
zengin–yoksul, güçlü–zayıf, yönetici–yönetilen arasında
hakkaniyetin korunması Tanrı’nın rızasına yaklaştırır.
“Zulümle devlet uzun sürmez.”
“Güç, devleti ayakta tutan ilk ilkedir.”
Machiavelli, siyaseti ahlaktan ayırır.
Devlet, insan doğasının sertliğiyle şekillenir;
insan bencil, korkak ve çıkarcıdır.
Bu yüzden hükümdar, bazen kurnaz tilki, bazen cesur aslan olmalıdır.
Ahlak, devletin aracı olabilir —
ama hiçbir zaman sınırı değildir.
“Eğer erdem zarar getiriyorsa, erdemsizlik fazilettir.”
Tema | Nizâmülmülk | Machiavelli |
Yönetici tipi | Adaletli sultan | Güçlü prens |
Dayanak | Tanrı’nın emri | Halkın korkusu ve çıkarı |
Meşruiyet | İlahi ve ahlaki | Fiilî başarı |
Ahlak | Devletin temeli | Devletin aracı |
Machiavelli’nin prensi, tarihe karşı sorumludur.
Biri halkın duasıyla,
diğeri halkın korkusuyla düzen kurar.
Nizâmülmülk için siyaset, fitneyi önleyip nizamı koruma sanatıdır.
“İdare eden, adaletle davranırsa ülke nurlanır.”
Siyaset, ilahi bir görevdir;
amaç, insanların dünya ve ahiret saadetidir.
Machiavelli için siyaset, devleti koruma sanatıdır.
“Devletin selameti, her şeyin üzerindedir.”
Burada hedef “iyilik” değil, sürekliliktir.
Devlet yıkılırsa, ahlak da yok olur —
o hâlde önce güç, sonra değer gelir.
Nizâmülmülk’te ahlak, siyasetin ruhudur:
“Zalimin kılıcı keskin olsa da ömrü kısa olur.”
Ona göre zulüm, kısa vadede işe yarasa bile,
uzun vadede devleti çürütür.
Ahlak, sadece bireysel fazilet değil, devletin sigortasıdır.
Machiavelli’de ahlak, siyasetin aritmetiğine dahildir.
“Hükümdar, görünüşte dindar olmalı; ama gerektiğinde ihanet edebilmelidir.”
Bu ahlak, araçsal bir erdemdir — halkın gözündeki imajla sınırlıdır.
Gerçek erdem değil, faydalı görünmek önemlidir.
Nizâmülmülk insanı “fıtraten iyi, ama nefsine yenilen varlık” olarak görür.
Bu yüzden devlet, insanın kötü yönünü eğitmek içindir.
“Hükümet, halkın nefsiyle mücadelesinin vasıtasıdır.”
Machiavelli insanı doğası gereği çıkarcı sayar.
“İnsanlar, sevgiyle değil; korkuyla yönetilmeyi daha güvenli bulurlar.”
Biri insanı terbiye etmek,
diğeri insanı dizginlemek ister.
Nizâmülmülk:
“Her şey Allah’ın takdiriyledir; ama tedbir insanın görevidir.”
Siyaset, kaderle akıl arasında bir dengedir.
Tanrı’ya güven, tedbirsizliği değil; hikmetli planı gerektirir.
Machiavelli:
“Talih (Fortuna), devletin yarısını belirler; geri kalanı insan iradesidir.”
O da bir tür “kader” anlayışı taşır,
ama Tanrı yerine şans ve irade kavramlarını koyar.
İnsanı, kendi kaderinin mimarı yapar.
- Nizâmülmülk: Devlet, adaletle yaşar. Güç, ahlaka tâbidir.
- Machiavelli: Devlet, güçle yaşar. Ahlak, güce tâbidir.
- Nizâmülmülk: Hükümdar, Tanrı’ya hesap verir.
- Machiavelli: Prens, tarihe hesap verir.
“Devlet, düzensizlikten değil, dengesizlikten yıkılır.”
Doğu, devleti hikmetin emaneti,
Batı, devleti iradenin projesi olarak görür.
Fakat sonunda iki anlayış, aynı noktada birleşir:
İktidar, sorumlulukla anlamlıdır.
Ahlakla temellenmeyen güç zulme,
güçle desteklenmeyen ahlak ise zafiyete dönüşür.