floidereal
Değerli Üye
“Mülk, adaletle kaimdir; zulümle yıkılır.” – Nizâmülmülk, Siyâsetnâme
“Egemenlik, yasaların üstünde olan mutlak ve sürekli kudrettir.” – Jean Bodin, Les Six Livres de la République
I. GİRİŞ: DEVLETİN DOĞAL VE İLAHİ TEMELİ
Nizâmülmülk (1018–1092) için devlet, Tanrı’nın yeryüzündeki nizamının yansımasıdır.
Adalet, bu nizamın kalbidir; hükümdar onun koruyucusudur.
“Sultan, Tanrı’nın gölgesidir; adaletle hükmeder.”
Jean Bodin (1530–1596) için ise devlet, insan iradesinin kurumsal biçimidir.
Egemenlik, Tanrı’dan değil; halkın iradesinin hukukî temsilinden doğar.
“Egemen, yasayı koyan ama ona bağlı olmayan kudrettir.”
Doğu’da devlet, “emanet”;
Batı’da devlet, “irade”dir.
Ama ikisi de aynı işlevi taşır: nizamı korumak.
II. DEVLETİN TEMELİ: ADALET & EGEMENLİK
Nizâmülmülk: Adaletin Nizamı
“Zulüm, devleti içeriden çürütür.”
Devletin temeli “adalet dairesi”dir:
Din → Devlet → Asker → Servet → Halk → Adalet → Din
Bu döngü, siyasal bütünlüğün ahlaki formülüdür.
Hükümdar Tanrı’ya karşı sorumludur;
adalet, Tanrı’nın iradesinin yeryüzündeki tezahürüdür.
Hükümdarın meşruiyeti, hikmet ve adaletle hükmetmesinden gelir.
Jean Bodin: Egemenliğin Ruhu
“Devlet, ailelerin ve malların adil yönetimi üzerine kurulmuş egemen bir topluluktur.”
Bodin’in temel kavramı: Souveraineté (Egemenlik).
Egemenlik, mutlak, bölünmez ve sürekli bir kudrettir.
Bu, modern ulus-devletin teorik temeli olur.
Egemenliğin kaynağı Tanrı değil, yasal otoritedir.
Hükümdar, ilahi değil, hukukî meşruiyetin temsilcisidir.
Nizâmülmülk’ün sultanı “Tanrı adına” hükmeder;
Bodin’in egemeni “insan adına” hükmeder.
III. TANRI, İRADE VE YASA
Nizâmülmülk:
“Yasayı bozan, Tanrı’nın düzenini bozar.”
Bodin:
“Egemen, hukuku yapar; çünkü düzenin kaynağı insandır.”
Doğu’da yasa, Tanrı’dan insana iner.
Batı’da yasa, insandan topluma çıkar.
IV. AHLAK VE İKTİDAR
Nizâmülmülk’te iktidar, ahlakın sınırlarıyla çevrilidir.
Sultanın adaletli olması, hem siyasal hem manevi zorunluluktur.
“Kılıç, kalemle dengelenmezse mülk yıkılır.”
Hükümdar, zalimse ilahi meşruiyetini kaybeder.
Bu anlayışta siyaset, ahlaki bir emanettir.
Bodin’de ise iktidar, hukukun sınırlarıyla çevrilidir.
Egemenlik mutlak olsa da, keyfi değildir;
çünkü Tanrı değilse bile, doğal hukuk (lex naturalis) vardır.
“Adalet, insan aklının ortak düzenidir.”
Nizâmülmülk: ahlaki hukuk,
Bodin: rasyonel hukuk.
V. TOPLUM VE DÜZEN ANLAYIŞI
Nizâmülmülk, toplumu dikey bir hiyerarşi olarak görür:
her sınıfın görevi bellidir.
Düzen, “herkesin yerinde olması”yla sağlanır.
“Haddini bilen, nizamı korur.”
Bodin ise toplumu sözleşmesel bir birlik olarak tanımlar.
İnsanlar doğal olarak bir araya gelmiş,
adaleti koruyacak bir otoriteye ihtiyaç duymuştur.
“Devlet, insan iradesinin devamlı anlaşmasıdır.”
Doğu: kozmik düzen → toplumun yansıması.
Batı: toplumsal düzen → kozmik anlamın yerine geçer.
VI. İNSAN VE SORUMLULUK
Nizâmülmülk’te insan, emaneti taşıyan varlıktır.
Halk da, hükümdar da Tanrı’ya karşı sorumludur.
Sorumluluk = ahlaki yükümlülük.
Bodin’de insan, yurttaş ve yasa öznesidir.
Sorumluluk = hukuki bağlılık.
Biri vicdan, diğeri yasa temelinde düzen kurar.
Ama ikisinde de “insanın düzenle ilişkisi” merkezîdir.
VII. SONUÇ: NİZAM VE EGEMENLİK
“Düzen, gücün değil, ölçünün eseridir.”
Doğu, düzeni hikmetin dengesiyle,
Batı, düzeni yasaların sistemiyle kurar.
Ve sonunda aynı sonuca varır:
Adalet, gücü anlamlı kılar; güçsüz adalet düzeni bozar.
“Egemenlik, yasaların üstünde olan mutlak ve sürekli kudrettir.” – Jean Bodin, Les Six Livres de la République
Nizâmülmülk (1018–1092) için devlet, Tanrı’nın yeryüzündeki nizamının yansımasıdır.
Adalet, bu nizamın kalbidir; hükümdar onun koruyucusudur.
“Sultan, Tanrı’nın gölgesidir; adaletle hükmeder.”
Jean Bodin (1530–1596) için ise devlet, insan iradesinin kurumsal biçimidir.
Egemenlik, Tanrı’dan değil; halkın iradesinin hukukî temsilinden doğar.
“Egemen, yasayı koyan ama ona bağlı olmayan kudrettir.”
Doğu’da devlet, “emanet”;
Batı’da devlet, “irade”dir.
Ama ikisi de aynı işlevi taşır: nizamı korumak.
“Zulüm, devleti içeriden çürütür.”
Devletin temeli “adalet dairesi”dir:
Din → Devlet → Asker → Servet → Halk → Adalet → Din
Bu döngü, siyasal bütünlüğün ahlaki formülüdür.
Hükümdar Tanrı’ya karşı sorumludur;
adalet, Tanrı’nın iradesinin yeryüzündeki tezahürüdür.
Hükümdarın meşruiyeti, hikmet ve adaletle hükmetmesinden gelir.
“Devlet, ailelerin ve malların adil yönetimi üzerine kurulmuş egemen bir topluluktur.”
Bodin’in temel kavramı: Souveraineté (Egemenlik).
Egemenlik, mutlak, bölünmez ve sürekli bir kudrettir.
Bu, modern ulus-devletin teorik temeli olur.
Egemenliğin kaynağı Tanrı değil, yasal otoritedir.
Hükümdar, ilahi değil, hukukî meşruiyetin temsilcisidir.
Nizâmülmülk’ün sultanı “Tanrı adına” hükmeder;
Bodin’in egemeni “insan adına” hükmeder.
Tema | Nizâmülmülk | Jean Bodin |
Devletin kaynağı | İlahi nizam | İnsan iradesi |
Egemenlik | Tanrı’nın emanetidir | Yasanın üstünde sürekli kudret |
Hükümdar | Tanrı’ya karşı sorumlu | Yasayı koyan, ama ona tabi olmayan |
Halk | Devletin emaneti | Devletin parçası |
Hukuk | İlahi ve örfi düzenin birleşimi | Pozitif hukuk (insan yapımı yasa) |
“Yasayı bozan, Tanrı’nın düzenini bozar.”
Bodin:
“Egemen, hukuku yapar; çünkü düzenin kaynağı insandır.”
Doğu’da yasa, Tanrı’dan insana iner.
Batı’da yasa, insandan topluma çıkar.
Nizâmülmülk’te iktidar, ahlakın sınırlarıyla çevrilidir.
Sultanın adaletli olması, hem siyasal hem manevi zorunluluktur.
“Kılıç, kalemle dengelenmezse mülk yıkılır.”
Hükümdar, zalimse ilahi meşruiyetini kaybeder.
Bu anlayışta siyaset, ahlaki bir emanettir.
Bodin’de ise iktidar, hukukun sınırlarıyla çevrilidir.
Egemenlik mutlak olsa da, keyfi değildir;
çünkü Tanrı değilse bile, doğal hukuk (lex naturalis) vardır.
“Adalet, insan aklının ortak düzenidir.”
Nizâmülmülk: ahlaki hukuk,
Bodin: rasyonel hukuk.
Nizâmülmülk, toplumu dikey bir hiyerarşi olarak görür:
her sınıfın görevi bellidir.
Düzen, “herkesin yerinde olması”yla sağlanır.
“Haddini bilen, nizamı korur.”
Bodin ise toplumu sözleşmesel bir birlik olarak tanımlar.
İnsanlar doğal olarak bir araya gelmiş,
adaleti koruyacak bir otoriteye ihtiyaç duymuştur.
“Devlet, insan iradesinin devamlı anlaşmasıdır.”
Doğu: kozmik düzen → toplumun yansıması.
Batı: toplumsal düzen → kozmik anlamın yerine geçer.
Nizâmülmülk’te insan, emaneti taşıyan varlıktır.
Halk da, hükümdar da Tanrı’ya karşı sorumludur.
Sorumluluk = ahlaki yükümlülük.
Bodin’de insan, yurttaş ve yasa öznesidir.
Sorumluluk = hukuki bağlılık.
Biri vicdan, diğeri yasa temelinde düzen kurar.
Ama ikisinde de “insanın düzenle ilişkisi” merkezîdir.
- Nizâmülmülk: Devlet, adaletin ilahi nizamıdır.
- Bodin: Devlet, egemenliğin hukuki kurumudur.
- Nizâmülmülk: Güç, ahlakla meşrudur.
- Bodin: Güç, yasayla meşrudur.
- Nizâmülmülk: Hükümdar, Tanrı’ya hesap verir.
- Bodin: Egemen, tarihe hesap verir.
“Düzen, gücün değil, ölçünün eseridir.”
Doğu, düzeni hikmetin dengesiyle,
Batı, düzeni yasaların sistemiyle kurar.
Ve sonunda aynı sonuca varır:
Adalet, gücü anlamlı kılar; güçsüz adalet düzeni bozar.