Çapraz Felsefî Okumalar Serisi #27: Aliya İzzetbegoviç & Jean-Jacques Rousseau – Medeniyet, Doğa ve İnsan Onuru

“İnsanı yücelten medeniyet değil, ahlaktır.” – Aliya İzzetbegoviç, Doğu ve Batı Arasında İslam
“İnsan özgür doğar, ama her yerde zincire vurulmuştur.” – Jean-Jacques Rousseau, Toplum Sözleşmesi

🌿 I. GİRİŞ: İnsanı Kurtarmak
Aliya (1925–2003), modern dünyanın teknik ilerlemesine karşı insanın ruhsal gerilemesini vurgular.
Rousseau (1712–1778) ise modern toplumun doğal özgürlüğü yok ettiğini söyler.
Her ikisi de “medeniyetin trajedisi”ni görmüştür:
insan, kendi elleriyle yaptığı dünyada kendine yabancı hâle gelmiştir.
Aliya için bu yabancılaşmanın çözümü iman,
Rousseau için doğaya dönüştür.

⚖️ II. DOĞA VE MEDENİYET KARŞITLIĞI
🌿 Rousseau: Doğal İnsan ve Toplumun Bozuluşu

“İlk insan, doğada özgürdü; toplumu kurarak kendini zincirledi.”
Rousseau, doğa durumundaki insanı masum, sade ve özgür olarak tasvir eder.
Toplum, bu özgürlüğü mülkiyet, çıkar ve kurumlarla bozmuştur.
“Bir tarlayı çitleyip ‘burası benimdir’ diyen ilk insan, toplumu yarattı.”
Medeniyet, doğayı değil; insanı kirletmiştir.
Gerçek erdem, yeniden doğallığa — sade yaşama ve içsel dengeye dönmektir.

🕌 Aliya: Medeniyetin Ahlaki Krizi
“Teknoloji gelişti, insan küçüldü.”
Aliya, modern Batı medeniyetini “maddi ilerleme – ruhsal çöküş” diyalektiğiyle eleştirir.
Ona göre Batı, bedeni kurtardı ama ruhu unuttu;
Doğu ise ruhu korudu ama bilimi ihmal etti.
“İslam, ruh ile beden, madde ile mana arasında denge kuran yegâne yoldur.”
Bu nedenle İslam medeniyeti, Rousseau’nun “doğaya dönüş” çağrısına benzer biçimde,
fıtrata dönüşü hedefler.

💫 III. İNSAN DOĞASI: Fıtrat ve Özgürlük

Tema

Aliya İzzetbegoviç

Jean-Jacques Rousseau

İnsan doğası

Fıtrat gereği iyidir ama günah ve tutkuyla kirlenir

Doğal hâlde iyidir, toplumla bozulur

Yabancılaşma

Ruhun bedene esir olması

Özgürlüğün mülkiyete esir olması

Kurtuluş yolu

İman, ahlak, içsel özgürlük

Doğaya ve vicdana dönüş

İdeal insan

Mümin ve sorumlu birey

Doğal ve özgür yurttaş
Aliya’nın “fıtrat” kavramı, Rousseau’nun “doğa hali”yle aynı kökten doğar.
Her ikisi de insanın özünün temiz ve masum olduğuna inanır.
Fakat fark şudur:
  • Rousseau’nun doğası tanrısız bir masumiyet,
  • Aliya’nın fıtratı ilahi bir emanettir.

🌾 IV. TOPLUM VE AHLAK
Rousseau, toplumu yeniden ahlaka kavuşturmak için “genel irade” kavramını geliştirir.
“Gerçek özgürlük, genel iradeye itaat etmektir.”
Bu, bireyin keyfi arzularından vazgeçip ortak iyiye yönelmesi demektir.
Ahlakın kaynağı Tanrı değil, vicdandır.
Aliya’da ise ahlak, imanın sonucudur:
“İnançsız bir ahlak, vicdansız bir kanundur.”
Toplum, ahlakla ayakta durur;
ama o ahlak, Allah bilincine dayanmalıdır.
Genel irade değil, ilahi iradedir insanı özgür kılan.

🕊️ V. UYGARLIK VE KÜLTÜR AYRIMI
Aliya, kültürü ruhun ürünü,
medeniyeti bedenin ürünü olarak ayırır.
“Kültür, kalbin; medeniyet, elin eseridir.”
Medeniyetin zirvesi teknik ilerlemedir;
ama kültürün zirvesi ahlak ve sanattır.
Rousseau’da da benzer bir ayrım vardır:
“Bilimler ve sanatlar insanı erdemli değil, kibirli yaptı.”
Her iki düşünür de ilerlemenin ahlaki bedelini sorgular.

⚙️ VI. ÖZGÜRLÜK VE SORUMLULUK
Rousseau için özgürlük, doğanın verdiği kendine yeterliktir.
İnsan ne kadar az şeye bağımlıysa, o kadar özgürdür.
Aliya için özgürlük, imanla sorumluluk arasındaki dengedir.
“Özgürlük, başıboşluk değil; doğruyu seçme gücüdür.”
Rousseau’nun özgürlüğü toplumsal sözleşmeyle korunur,
Aliya’nın özgürlüğü vicdanla kemale erer.

💠 VII. TANRI, İNANÇ VE RUH
Rousseau’nun Tanrısı “doğal dindir”:
“Evrenin düzenini gören herkes, Yüce Varlığa inanır.”
Ama bu inanç, kurumlaşmış dine değil;
vicdanın Tanrısına yöneliktir.
Rousseau dindardır ama kurumsal dine karşıdır.
Aliya’nın Tanrısı ise hem aşkın hem içkindir:
“Allah insandan uzak değil; insanın içindedir.”
İman, doğayla değil; vahiy ve akılla beslenir.
Bu nedenle Aliya, modern hümanizmi “Tanrı’sız ahlakın körlüğü” olarak görür.

🌄 VIII. SONUÇ: MEDENİYETİN RUHU VE İNSANIN KURTULUŞU
  • Aliya İzzetbegoviç: İnsanı kurtaracak olan iman ve ahlaktır.
  • Rousseau: İnsanı kurtaracak olan doğa ve vicdandır.
  • Aliya: Ruhun özgürlüğü, bedensel ilerlemeden üstündür.
  • Rousseau: Doğal özgürlük, toplumsal yapaylıktan üstündür.
Ama ikisi de aynı hedefte buluşur:
“İnsanı insan yapan şey, içsel temizliktir.”
Doğu, fıtrata dönüşle,
Batı, doğaya dönüşle insanı arar.
Ve her iki yolun sonunda aynı ufuk belirir:
Onurlu, sade, sorumlu insan.
 
Geri
Üst