floidereal
Değerli Üye
“Varlık ikiye ayrılır: zorunlu ve mümkün. Zorunlu varlık, kendi kendine var olandır.” – İbn Sînâ, eş-Şifâ
“İmanla bilinen Tanrı, akılla doğrulanabilir.” – Thomas Aquinas, Summa Theologica
I. GİRİŞ: AKLIN VE İMANIN DENGE NOKTASI
İbn Sînâ (980–1037) İslam felsefesinin en sistematik akılcısıdır.
O, Tanrı’nın varlığını zorunluluk ve nedensellik ilkesiyle kanıtlamaya çalışır.
Thomas Aquinas (1225–1274) ise, Hristiyan skolastiğinin doruk noktasıdır.
O da İbn Sînâ’nın mirasını Aristoteles felsefesiyle birleştirir ve der ki:
“Aklın ışığı, imanın ışığından bağımsız değildir.”
Böylece biri akıldan Tanrı’ya,
diğeri imandan akla yürür —
ama ikisi de aynı köprüde buluşur.
II. VARLIK ANLAYIŞI: ZORUNLULUK & ZORUNLU VARLIK
İbn Sînâ: Vacibu’l-Vücûd – Zorunlu Varlık
“Zorunlu varlık, varlığı kendinden olan, yokluğu imkânsız olandır.”
Evrenin her parçası “mümkün”dür, yani var olması başka bir şarta bağlıdır.
Ama bu zincir sonsuza gidemez;
bir yerde “zorunlu bir başlangıç” olmalıdır: Allah.
Bu, İbn Sînâ’nın en meşhur “Varlık Delili”dir.
Tanrı, varlığın ontolojik temelidir — her şey O’na dayanır,
ama O hiçbir şeye dayanmaz.
Thomas Aquinas: İlk Neden ve İlk Muharrik
“Her şey bir nedenin sonucudur; ama bu neden zincirinin ilk halkası Tanrı’dır.”
Aquinas, İbn Sînâ’dan etkilenmiş, ancak delil sistemini beş aşamada (Quinque Viae) formüle etmiştir:
III. TANRI ANLAYIŞI: METAFİZİK & TEİZM
İbn Sînâ, Tanrı’yı metafizik zorunluluk olarak kavrar;
Aquinas, Tanrı’yı ahlakî düzenin ve yaratılışın nedeni olarak düşünür.
İbn Sînâ: “Tanrı, bilmekle yaratır.”
Aquinas: “Tanrı, iradesiyle yaratır.”
Biri Tanrı’yı varlığın aklı,
diğeri varlığın iradesi olarak görür.
IV. AKIL VE İMAN İLİŞKİSİ
İbn Sînâ:
“Akıl, Tanrı’nın insana bahşettiği ilahi ışıktır.”
İman ile akıl arasında çatışma yoktur;
ama iman, aklın ötesine geçen sezgisel bir yakîndir.
Aquinas:
“İman, aklı yok etmez; onu tamamlar.”
Ona göre iki bilgi yolu vardır:
Fakat İbn Sînâ’nın merdiveni mantıksal zorunluluk,
Aquinas’ın merdiveni ilahi inayettir.
V. RUH VE İNSAN
İbn Sînâ:
“Ruh, bedene ait değildir; bedende misafir olan cevherdir.”
Ruh, Tanrı’nın bilgisinden taşan bir nurdur.
Amacı, nefsin arınmasıyla Tanrı’ya dönmektir.
Aquinas:
“Ruh, bedene form verir; ama ölümle bedenden ayrılır.”
O da ruhun ölümsüzlüğünü savunur,
ama bedenle olan birlik Tanrı’nın yaratma iradesiyle anlam kazanır.
İbn Sînâ’da insanın yükselişi bilgiyle,
Aquinas’ta lütufla (gratia) mümkündür.
VI. EVREN VE KOZMOS
İbn Sînâ:
Evren, Tanrı’dan zaruri bir taşma (sudûr) sonucu meydana gelir.
Tanrı düşünür → varlık oluşur.
Bu taşma, bir “akıllar hiyerarşisi” oluşturur.
Aquinas:
Evren, Tanrı’nın iradi yaratışıdır.
Tanrı diledi ve evren yoktan (ex nihilo) var oldu.
Bu fark, Doğu’nun metafizik zorunluluğu ile Batı’nın yaratıcı iradesini ayırır.
VII. SONUÇ: AKLIN TANRI’YA YÜRÜYÜŞÜ
“Tanrı, düşüncenin son durağıdır.”
Doğu, Tanrı’yı aklın zorunluluğu,
Batı, Tanrı’yı imanın mantığı olarak kavrar.
Ve ikisi birleştiğinde ortaya çıkar:
İman, aklın doruk noktasıdır.
“İmanla bilinen Tanrı, akılla doğrulanabilir.” – Thomas Aquinas, Summa Theologica
İbn Sînâ (980–1037) İslam felsefesinin en sistematik akılcısıdır.
O, Tanrı’nın varlığını zorunluluk ve nedensellik ilkesiyle kanıtlamaya çalışır.
Thomas Aquinas (1225–1274) ise, Hristiyan skolastiğinin doruk noktasıdır.
O da İbn Sînâ’nın mirasını Aristoteles felsefesiyle birleştirir ve der ki:
“Aklın ışığı, imanın ışığından bağımsız değildir.”
Böylece biri akıldan Tanrı’ya,
diğeri imandan akla yürür —
ama ikisi de aynı köprüde buluşur.
“Zorunlu varlık, varlığı kendinden olan, yokluğu imkânsız olandır.”
Evrenin her parçası “mümkün”dür, yani var olması başka bir şarta bağlıdır.
Ama bu zincir sonsuza gidemez;
bir yerde “zorunlu bir başlangıç” olmalıdır: Allah.
Bu, İbn Sînâ’nın en meşhur “Varlık Delili”dir.
Tanrı, varlığın ontolojik temelidir — her şey O’na dayanır,
ama O hiçbir şeye dayanmaz.
“Her şey bir nedenin sonucudur; ama bu neden zincirinin ilk halkası Tanrı’dır.”
Aquinas, İbn Sînâ’dan etkilenmiş, ancak delil sistemini beş aşamada (Quinque Viae) formüle etmiştir:
- Hareket delili: Her hareket eden, bir hareket ettirene muhtaçtır.
- Neden delili: Her neden, kendisinden önce gelen bir nedene bağlıdır.
- Zorunlu varlık delili: Her şey mümkünse, varlık olmazdı.
- Dereceler delili: Her nitelik derecelidir, en mükemmeli Tanrı’dır.
- Gaye delili: Her düzen, bir bilge tasarımcıya işaret eder.
Tema | İbn Sînâ | Thomas Aquinas |
Tanrı’nın özü | Vacibu’l-vücûd (Zorunlu varlık) | Actus purus (Salt fiil, en saf varlık) |
İlişkisi | Tanrı zorunludur, yaratık mümkündür | Tanrı zorunludur, yaratık bağımlıdır |
Bilgi yolu | Akıl ve sezgi | Akıl ve vahiy |
Amaç | Ontolojik zorunluluk | Teolojik düzen |
Aquinas, Tanrı’yı ahlakî düzenin ve yaratılışın nedeni olarak düşünür.
İbn Sînâ: “Tanrı, bilmekle yaratır.”
Aquinas: “Tanrı, iradesiyle yaratır.”
Biri Tanrı’yı varlığın aklı,
diğeri varlığın iradesi olarak görür.
İbn Sînâ:
“Akıl, Tanrı’nın insana bahşettiği ilahi ışıktır.”
İman ile akıl arasında çatışma yoktur;
ama iman, aklın ötesine geçen sezgisel bir yakîndir.
Aquinas:
“İman, aklı yok etmez; onu tamamlar.”
Ona göre iki bilgi yolu vardır:
- Doğal vahiy (reason): Evreni gözleyerek Tanrı’ya ulaşmak.
- Özel vahiy (revelation): Tanrı’nın doğrudan insana bildirdiği hakikat.
Fakat İbn Sînâ’nın merdiveni mantıksal zorunluluk,
Aquinas’ın merdiveni ilahi inayettir.
İbn Sînâ:
“Ruh, bedene ait değildir; bedende misafir olan cevherdir.”
Ruh, Tanrı’nın bilgisinden taşan bir nurdur.
Amacı, nefsin arınmasıyla Tanrı’ya dönmektir.
Aquinas:
“Ruh, bedene form verir; ama ölümle bedenden ayrılır.”
O da ruhun ölümsüzlüğünü savunur,
ama bedenle olan birlik Tanrı’nın yaratma iradesiyle anlam kazanır.
İbn Sînâ’da insanın yükselişi bilgiyle,
Aquinas’ta lütufla (gratia) mümkündür.
İbn Sînâ:
Evren, Tanrı’dan zaruri bir taşma (sudûr) sonucu meydana gelir.
Tanrı düşünür → varlık oluşur.
Bu taşma, bir “akıllar hiyerarşisi” oluşturur.
Aquinas:
Evren, Tanrı’nın iradi yaratışıdır.
Tanrı diledi ve evren yoktan (ex nihilo) var oldu.
Bu fark, Doğu’nun metafizik zorunluluğu ile Batı’nın yaratıcı iradesini ayırır.
- İbn Sînâ: Akıl Tanrı’yı zorunlulukla bulur; iman, bilginin kemalidir.
- Aquinas: Akıl Tanrı’yı doğrular; iman, bilginin ötesidir.
- İbn Sînâ: Tanrı, varlığın kendisidir.
- Aquinas: Tanrı, varlığın nedenidir.
- İbn Sînâ: Felsefe, imanla çelişmez.
- Aquinas: Felsefe, imanın hizmetindedir.
“Tanrı, düşüncenin son durağıdır.”
Doğu, Tanrı’yı aklın zorunluluğu,
Batı, Tanrı’yı imanın mantığı olarak kavrar.
Ve ikisi birleştiğinde ortaya çıkar:
İman, aklın doruk noktasıdır.